14 Nisan 2008 Pazartesi

Yalan Söyledin !





Walt Disney bir yazı yayınlıyarak Ollie Johnston'ın vefat ettiğini açıklamış. Pek çok kişi onu değil yarattığı karekterleri tanır. Benim gibi. Pinokyo, Külkedisi, Pufuduk Ayıcık, Yaramazı Kaplan... ve yüzlercesi. Benim için, 95 yaşında öldüler. Çoğu gece beklemişimdir; çorap kutumun atlı matlı arabaya dönüşmesini. Her yalan söylediğimde beklemişimdir; burnumun uzamasını. Bi cesaret gelmiştir; burnumla ağacı devirebilme ihtimaline... Bitti işte ! Kandırdın bizi. Hepsi, yalandı. Aynı senin ölümün gibi...

Burjuva Demokrasisi !



Uleb Kupasını bu yıl Joventut kazandı. Basketbol pek sevdiğim bir spor dalı değildir. Final maçları ara sıra da NBA maçları dışında pek de izlemem. Joventut Girona karşılaşmasını da Ricky Rubio diye bir velet için izledim. Fena oyuncu değil. Jordan diyorlar 18 yaşındaki İspanyola...
Neyse gelelim konuya;



Ülker grubu ULEB Kupası'nın son 8'ine sponsor olmuş. Torino'da oynanan turnuvaya sponsor olmanın maddi gelirini resmi ağızdan bulamadım. Ama bu işlere yakın olan kişiler 200bin Euro ile 300 bin Euro arası diyorlar. Ülker grubunun yılda harcadığı reklam ve sponsorluk maliyetlerinin ise, 20 milyondan aşağı olmayacağını söyliyorlar. Çok fazla olan paralarında da gözüm var ama, konu o değil. Konu: Ülker grubunun 2,3 yıldır taşören işçi kullanması ve sözleşmelerin bitimiyle işçilerin işine son vermesi. Kaba taslak 3-4 bin işçi işsiz kalmış. Bin kişi iş sahibi olmuş. Ama onlarında 9 ayı var şurda. Taşören şirket işçilerinin asgeri ücrete tabi tutulduğunu unutmadan yazalım.

Şampiyonlar Ligi sponsorluk anlaşmalarını da az bucuk öğrendim. Kabaca bir hesap yaptım; eğer Ülker grubu Şampiyonlar ligi'ne sponsor olursa, taşören işçi sayısını 10binin üzerine çıkaracak. Bu sadece 1 yıllık bir işlem. 10 yılı hesaba kattığınız da, sadece Ülker grubu; Türkiye'deki işsizlik oranını %2 artırıyor. Belki Fenerbahçe'nin yerine Real Madrid'e sponsor olurlar ? Ya da Milli takım yerine Dünya Kupası resmi sponsoru ? Bu çerçeveden bakmak da kötüymüş bee...

Özal sektör Türkiye'si daha uzun yıllar anamızı ağlatmaya devam edecek !

'AB' neye karşı ?



Avrupa Birliğinin başbakanı geldi geçen günlerde. Sağolup varolsun, sayesinde hayatımda ilk defa olaysız bir eylem gördüm. Şaka gibiydi polis: 'lütfen çekilir misiniz ?' Hazır fırsat bulmuşken iki de şak şuk yapayım dedim ama, 'yazdım lan seni' bakışı yetti... Ankara'da hummalı çalışmalar vardı. Esanboğa Havalimanı'ndan Samsun Kavşağına kadar AB bayrakları asmışlar direklere. Gündem Ak Partisinin kapıtılması davası olunca en alt kamedemisinden en üst kademesine tüm AKP'liler var güçleriyle uğraş vermişler. Kızılayda bizim otobüs durağının kırık kaldırım taşı ve geçen sene Ankaragücü - Beşiktaş karşılaşmasında kırılan otobüs durağı camı da, bu ziyaretten nasibini aldı. Hatta yüzlerce kaldırım taşı, onlarca otobüs durağı, ömrünü tamamlamak üzere olan cam şişeler, küresel ısınma mağduru Kuluğu Park... Vay be, bi başka saygı duydum bu başbakana... Neyse AKP bu ziyaretten istediğini aldı.(gibi) Üzülürdüm o kadar uğraşın boşuna gitmesine...

Gelelim ziyaretin diğer önemli konusuna...


Avrupa Birliği 301. maddenin kaldırılmasını istiyor.Neydi bu 301. madde: ''Türklüğü aşağalamak...'' Heryerde düşünce özgürlüğünden bahseden AB, 301. madde de geri vitesi yaptı. Yemedi diyeceğim ama, adam da haklı. Hayatında milliyetçiliği bu kadar saplantı haline getiren bir millet/toplum ömrü hayatında görmememiştir.Hal böyle olunca AB'de yeni 301 sunuyor. BKnz: “Türklük” yerine “Türk Milleti” ve “Cumhuriyet” yerine “Türkiye Cumhuriyeti Devleti”... Hayda geri vitesi anladıkta, bakınız biz bu maddeyi değiştirdik demek için, aynı pilavı aynı şekilde papaza yedirmeye nasıl çalışırsınız ? 2 gün durdunuz, Türk siyasetini bütünü ile belleklerinize kaydettiniz... Aha da böyle yaptım sizi: '' Nazi AB'' !